18 Mart gecesi yaşananlar umarım birilerine ders olur ve bundan sonra böyle aptalca hareketler içerisine girmezler.

Afyonkarahisar Valimiz Kübra Güran Yiğitbaşı’nın ev sahipliğinde Şehit yakınları ve Gazilerimiz için düzenlenmiş olan iftar programında yaşananlardan bahsediyorum.

Dünkü köşe yazımda bu konuya değinmiştim.

Yazımın yayınından sonra bazı Şehit yakınları tarafından yeni bilgiler iletildi iftar saatinden sonra.

Bir ayrıntı dikkatimi çekti o bilgilerden birisinde.

O bilgiyi veren kişiye ikinci kez sordum.

Teyit etti söylediğini.

Benim tam ikna olamadığımı hissetmiş olacak ki...

O görüntüyü bir izlerseniz, kendi gözlerinizle de görürsünüz.’

Dediğini yaptım.

Hani denir ya, kendi gözümle görsem inanmam.

İşte tam öyleydi...

İnsanın kendi gözleriyle gördüğüne bile inanamayacağı şekildeydi.

Bir kurumda çalışan ‘Basın mensubu’nun, Valimize ve Milletvekilimize karşı girişilen o provokasyonun öncesinde Süleyman Üye’nin kızının kulağına eğilip bir şeyler fısıldadığı ve sonrasında o kızın yerinden kalkıp protokol masasına yöneldiği görülüyor.

Kim o basın mensubu? dediğinizi duyar gibiyim...

İsim vermeyelim, bilenler biliyor zaten.

Birazcık ip ucu verelim ama...

Kardeşi FETÖ’cü bu kişinin.

Amerika’da şu anda.

Yani kardeşinden alışık demek ki bu tür komplolara, kumpaslara, organizasyonlara, provokasyonlara.

Anladınız sanırım kim olduğunu...

* * *

Derneğin itibarını düşünmüş !

Aile Sosyal İl Müdürlüğü günler öncesinden tek tek Şehit yakınlarımız ve Gazilerimiz ile görüştüler ve iftar programına katılacak aileleri tespit ettiler.

Üye Ailesi programa katılmayacaklarını belirtti.

Ama son anda programa katıldılar.

Peki neden son anda katılma kararı aldılar?

Nedenini öğrendim...

Olayın baş aktörü olan Süleyman Üye aslında bu provokasyonu, protokol üyeleri  Dernek binasında iken yapmayı planlar.

Ama bundan vazgeçer...

Nedenini de kendi ağzından itiraf eder.

O akşam orada bizzat kendi söyler, neden Dernek binasında bu olayı gerçekleştirmediğini.

Gerekçesini şöyle ifade eder Süleyman Üye;

Dernekte yapmayalım, derneğin itibarını zedelemeyelim.’

Dernek binasında kendince bu nedenden dolayı şovlarını yapmayan Süleyman Üye, akşamki iftar yemeğine katılmaya karar verir veya karar verdirilir birileri tarafından.

Sonrası malum...

Bir taşla iki kuş vurmayı hedefledikleri anlaşılıyor bu olayın gelişimine bakılarak.

MHP Milletvekilimiz Mehmet Taytak’a tepki konulurken, bu arada Valimiz Kübra Güran Yiğitbaşı’nın ev sahipliği yaptığı organizasyonda da olay çıkartılmış olacaktır.

Sonrasında da bu olay olabildiğince çarpıtılarak yaygın basına ve sosyal medyaya servis edilerekkullanılabilecektir.

Ki bunu da yaptılar maalesef.

*

Afyonkarahisar Valiliği bugüne kadar tüm Şehit yakınlarımız ve Gazilerimiz için gerekeni en ince ayrıntısını düşünerek yapmıştır ve yapmaktadır.

Bu dönemde Valimizin bir hanımefendi olması nedeniyle de özellikle Şehit eşleri ve çocuklarına daha özel bir yaklaşımda bulunulmaktadır.

Valimiz Kübra Güran Yiğitbaşı nerede bir Şehit eşi varsa, hepsini bağrına basmakta, onlarla kadın kadına özel olarak görüşmekte ve ilgilenmektedir.

Devletimizin tüm kurum ve kuruluşları da Şehit yakınları ve Gazilerimize olağanüstü bir ilgi göstermektedir.

Valimizin bir sözünü hatırlıyorum;

Şehit Aileleri ve Gazilerimiz bizim baş tacımız.’

Valimizin bu sözü sadece dilinden dökülmüyor, samimiyetle bunun hayata geçirildiğini gördük ve görüyoruz.

Valimiz bir hususa da özellikle dikkat etmekte...

-        ‘Şehitlik ve Gazilik kavramları zarar görmesin.’

Ama’ diyor Valimiz Yiğitbaşı ve ekliyor;

-        ‘Devlet kurumlarımız da zarar görmesin, yıpratılmasın.’

 

* * *

Komutanlara karşı yapılan çirkinlik...

Aslında Dernekteki bu malum kişinin çirkinlikleri, sadece akşamki yemekte yaptıklarıyla sınırlı değildir.

Öncesinden de çirkinlikler var...

Şehitleri Anma Günü nedeniyle protokol üyelerince Dernek binasına yapılan ziyarette çok çirkin bir olay yaşanır.

Afyonkarahisar’ın Valimizden sonra gelen iki numarası olan İkmal ve Garnizon Komutanımız Tuğgeneral Fatih Dağlı ile Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Tolga Yağan program kapsamında Dernek binasına protokol üyeleri ile birlikte ziyarette bulundular.

Garnizon Komutanımız ve Jandarma Komutanımız Dernek binasında bulunan herkesle tokalaştılar.

Süleyman Üye’de orada bulunanlar arasındaydı.

O’nunla ilk yüz yüze gelen Garnizon Komutanımızdı.

Uzattı elini tokalaşmak için Süleyman Üye’ye.

Elini vermedi Süleyman Üye.

Şaşırdı Garnizon Komutanımız Tuğgeneral Fatih Dağlı.

Üzüldü Süleyman Üye’nin bu hareketine.

Yürüdü geçti o kişiyi.

Protokolün Dernekte kendilerini karşılayanlarla tokalaşması devam ediyordu.

İl Jandarma Alay Komutanımız Kıdemli Albay Tolga Yağan geldi.

Az önce Garnizon Komutanımıza yapılan çirkin hareketi görmediği için O’da elini uzattı Süleyman Üye’ye.

Süleyman Üye çirkin hareketini bu kez Jandarma Alay Komutanımıza yaptı.

Komutanın eli havada kaldı.

Şaşırdı ve çok üzüldü bu çirkinliğe Komutanımız.

Hem Garnizon Komutanımız, hem de Jandarma Alay Komutanımızın canlarının sıkkınlığı tüm programlar boyunca sürdü.

Yüzlerinden okunuyordu üzüntüleri.

Hiç hak ettikleri bir şey değildi bu.

Şimdi sormak lazım Süleyman Üye’ye...

Nedir senin Şanlı Türk Ordusunun Komutanları ile derdin?

Kimsin sen ki Şerefli Komutanlarımızın sana uzattıkları eli sıkmıyorsun?

Denilecek çok söz var bu terbiyesizliğe ama...

Aslında...

Bırak o Şerefli Komutanlarımızın sana uzattıkları ellerini sıkmayı, ellerine sarılman lazım.

Senin bir oğlun Şehit oldu.

Onların kaybettikleri evlat sayısı ise binlerce.

Her evladımız Şehit olduğunda sanır mısın ki sadece o Şehitlerimizin ailelerinin ocağına ateş düşüyor.

O Komutanlarımızın her birinin yüreğini dağlıyor verdiğimiz her Şehit.

* * *

Şehit Polisimizin eşinin duygulandıran sözleri...

 

O gece...

Bir Şehidimizin eşi konuştu.

Duygulandırdı herkesi.

Valimiz Kübra Güran Yiğitbaşı’nın gözleri doldu.

Şehit Polis İsa Celayir’in eşi Safiye Sultan’dı o duygu dolu samimi konuşmayı yapan.

O konuşmayı sizde okuyun şimdi.

Ama okuduğunuz anda hiç bir şey ile meşgul olmayın.

Her satırını hissederek okuyun.

Hissedin o Şehidimizin eşinin duygularını...

Devletimize duyduğu vefayı, eşinin aziz hatırasına nasıl sıkı sıkıya sarıldığını hissedin. 

İşte o duygulu konuşma...

Nnnnnnn

Sayın Valim,

Devlet Anamız,

 

Bir şehit eşi olarak içimdeki tarifi zor bir duyguyu sizlerle paylaşmak istedim.

 

Öncelikle hayırlı Ramazanlar dilerim.

Böyle mübarek bir günde 18 Mart Şehitleri Anma Günü gibi tarihimize şehitlerimizin kanları ile yazılmış tarihi bir günü yaşamanın kıvancını duyuyorum.

 

Evladımın gözlerine bakarken gurur, hüzün, özlem, fedakârlık ve en önemlisi de vatan aşkının yüceliğini iliklerime kadar hissediyorum.

 

Eşim, bu cennet vatanın huzuru ve güvenliği için canını hiç düşünmeden feda eden nice kahramanlardan sadece biriydi.

 

O, şahadet şerbetini içesiye kadar bana çok iyi bir eş, evladına çok iyi bir baba oldu.

 

Şehitlik mertebesiyle birlikte bu vatanın bir evladı, bayrağımızdaki kırmızı rengin bir damlası artık.

 

Onun bıraktığı bu kutsal emanete sahip çıkmak, onun aziz hatırasını yaşatmak benim en büyük görevim.

 

Sayın Valim,

Devletimizin ve milletimizin şehitlerimize ve ailelerine gösterdiği vefa, acımızı bir nebzede olsa hafifletiyor.

 

Bizler, yalnız olmadığımızı hissettikçe daha güçlü duruyoruz.

 

Bu vesileyle, bizlere sunduğunuz destek ve yanımızda olduğunuzu hissettiren tüm çabalarınız için minnettarım.

 

Şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkmak, onların aziz hatıralarını yaşatmak hepimizin boynunun borcudur.

 

Ben de bir şehit eşi olarak, her zaman bu bilinçle yaşayacak ve eşimin uğruna can verdiği değerleri savunmaya devam edeceğim.

 

Saygılarımla

* * *

Şehit Aileleri de sıkıntılıymış...

Dünkü yazımdan sonra...

Dernek Başkanı İsmail Kumartaşlı ile ilgili o kadar çok mesaj, bilgi geldi ki...

Bunların bazıları çok ürkütücü.

Bir Şehidimizin gözü yaşlı annesi diyor ki;

-        ‘Bu İsmail denen adam benim gelinimle aramı açtı. Sadece benim aramı açmakla kalmadı, ailedeki herkesin arasını açtırdı.’

Bir başka Şehidimizin kardeşi aradı, dedi ki;

-        ‘Mehmet Ağabey eline koluna yüreğine sağlık. Bu İsmail efendi bizleri temsil etmiyor. Kendisine yakın olanların dışında zaten kimseyle ilgilenmez bu. Ondan kurtulmak istiyoruz.’

Yine bir Şehit yakını;

-        ‘Bizi o gece iftar yemeğine sanki kendi davet ettirmiş gibi davranıyor. Bunu her zaman yapıyor. Biz oraya Valimizin davetlisi olarak geldik. Sosyal Hizmetler ve Valilik Özel Kalemdeki arkadaşlar bizimle bire bir ilgilendiler. İsmail bu yemekleri sanki kendi organize ettiriyormuş gibi davranıyor. Biz biliyoruz onun bu konularda bir katkısı yok. Ama bazı Şehit Aileleri bilemiyor. İsmail olmazsa Devletimiz onlarla ilgilenmez gibi bir algılatma yapıyor onun yancıları.’

Daha başka başka neler duymadık ki...

Mobing yaptığından bahseden den tutunda ‘Sizi ben işe sokturdum’ dediklerine, ‘Maaşınızı ben bağlattım’ dediğinden tutunda ‘Ben olmasam hiç bir yerde sizi adam yerine koymazlar’ dediğine kadar pek çok serzeniş var İsmail Kumartaşlı hakkında.

Bir kısmı bize gelen bu bilgilerin, Devletimizin ilgili kurumlarına da gönderilmiş olduğunu tahmin ediyorum.

Bugüne kadar sabretmiş olan bazı Şehit Ailelerinin de, sanıyorum bu son olaylar kalan sabırlarını da taşırmış olacak ki Dernekten istifalar başladı.

* * *

İkiz çocukların korku dolu anları...

O gecenin belki de en üzücü hasarlarından birisi çocuklara oldu.

Süleyman Üye ve eşi ile kızı ortalığı ayağa kaldırırken, İsmail Kumartaşlı’nın da onlara destek olduğu o anlarda salonda bulunan çocuklar korkudan ne yapacaklarını şaşırdılar.

Bir Şehit ailesinin ikiz çocukları...

Bağrışmayı ve ellerini kollarını sallayan o iki kişiyi görünce gittiler hemen annelerinin bacaklarına sarıldılar.

Korkmuşlardı.

Çünkü onlar üzülmesin diye anneleri ve evdeki büyükleri hiç yüksek sesle konuşmazlardı.

Ne yapacaklarını şaşırdı o iki çocuk.

Etraflarına baktılar korkuyla.

Ürkek bakışları arasında gözlerinden yaşlar damladı o çocukların.

Anneleri çocuklarının gözyaşlarını silerken bir yandan da terbiyesizleşen o üç kişiyi seyretti  öfke dolu bakışlarıyla.

Dün...

Öğrendim ki bazı aileler o gece İsmail Kumartaşlı ve üç kişi tarafından yaşattırılan travmadan ötürü Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünden çocukları için psikolojik yardım talebinde bulunmuşlar.

Ne kadar üzücü değil mi...

* * *

Organize işler bunlar...

O gece yaşananlardan sonra bir tanıdığım aradı.

Söylediklerini aynen aktarıyorum.

-        ‘Mehmet Bey. Bunlar organize olmuşlar. İsmail ile Süleyman.

Gerçek yüzleri ortaya çıktı.

Bunların amacı üzüm yemek değil.

Bugüne kadar üyeler arasında akla hayale gelmeyecek ayrımcılıklar yaptıkları yetmiyormuş gibi şimdi İsmail burayı kendi çiftliği sanıyor.

Bu akşam yaptıklarını ayıplıyoruz.

Valimize böyle bir hadsizliği yapanları kınıyoruz.

Benim bu sözlerim bilin ki o aile haricinde herkesin ortak görüşüdür. Devletimiz bize her zaman sahip çıktı.

Daha ne yapacak ki Devletimiz.

Biz bu Başkanı istemiyoruz artık.

Bu kendi kafasına göre üye yapıyor, beğenmediğini çıkartıyor.

İstediği gibi de at oynatıyor.

Devletimizin ilgilileri bu konuda gereğini yapmalıdırlar.’

* * *

Çocuklar pastalarını yiyemediler...

O gece İkmal ve Garnizon Komutanımız Tuğgeneral Fatih Dağlı’yı bir başka konu daha ziyadesiyle üzdü.

Olay olmadan önce Şehit çocukları için pasta hazırlanmıştı.

Çocuklar pasta yiyeceklerdi.

Hepsi bekliyordu.

Ama...

Olay çıkınca...

Çocuklar önlerinde hazır duran pastalarını yiyemediler.

İşte Komutanımız bu konuya çok üzüldü.

Çocukların o anki halleri eminim ki Komutanımızın gözlerinin önünden gitmiyor.

Belki...

Valimiz Kübra Güran Yiğitbaşı oradaki çocukların tamamının evlerine birer pasta gönderir.

Ana yüreği, dayanamaz Valimiz.

Bence gönderir.

Devvvvvv

* * *

Valimize takdir ve tebrik...

Sanıyorum çoğu kişinin dikkatinden kaçmıştır o bağrış çağrış içerisinde protokol masasında yaşananlar.

Süleyman Üye eşi ve kızıyla ortalığı ayağa kaldırırken pek çok Şehit eşi, Valimizin yanına geldiler.

Valimiz onların çoğunu zaten tanıyordu.

Hem de isim isim biliyordu.

Sarıldı o hanımlar Valimize.

İçlerinden birisi dedi ki, ‘Sayın Valim bir fotoğraf çektirebilirmiyiz?

Valimiz bir o Şehit eşinin yüzüne baktı, bir de diğer hanımların.

Bir kadın elinde hazırladığı hediyeyi Valimize verme derdindeydi.

Bir diğeri fotoğraf çektirmek için sıradaydı adeta.

Şehit ailelerinin umurunda değildi bir kaç terbiyesizin gecenin atmosferini bozma girişimleri.

Belki de bile isteye gelmişlerdi Valimizin yanına, o terbiyesizlere nispet yaparcasına.


Valimiz Kübra Güran Yiğitbaşı’da istifini hiç bozmamıştı ama o bağrışanların olduğu tarafı işaret ederek gösterdi hanımlara.

Bir hanımefendi dedi ki Valimize;

Olsun olsun, sen bizimle muhabbet et Valim, bizimle fotoğraf çektir. Bizim Devlet anamızsın sen. Onlar kendi konuşur kendileri dinlerler. Onlar kim ki? Biz biliyoruz onların derdini amacını.’

Sarıldı yanına gelen Şehit eşlerine, evlatlarına Valimiz.

Fotoğraflar çekildi, sohbetler edildi.

* * *

Vali korumalarına haksızlık...

O gece bazı sosyal medya hesaplarından haksız eleştiriler yapıldı.

Bunlardan birisi de Valimizin korumalarına yönelik olanlardı.

Şunu herkes iyi bilmeli ki...

Valimizin tüm korumalarını tanıyorum.

Hepsi Vatanını, Milletini seven ve Bayrağımız Ezanımız için canlarını seve seve verecek yürekli gençlerdir.

Şehitlerimizin ailelerine ve Gazilerimize karşı bırakın en ufak incitici bir hareket veya söz söylemelerini, onlara gelebilecek her türlü olumsuzluğun önüne canlarını koyarlar.

* * *

Utanmazlıkta trend topic oldular...

Süleyman Üye ve avanesiçıkardıkları olay sonrasında Milli Birlik Karakoluna gitmişler.

Çay kahve içmeye değil elbette.

Valilik Korumalarından şikayetçi olmaya gitmişler.

Hem suçlular, hem güçlüler misali...

Halbuki orada kendilerine ne dokunan var, ne bir kötü söz söyleyen.

Kamera kayıtlarında sabit her şey.

Neyse geçelim bunları.

Başka bir şey daha yaşanıyor o gece.

Birileri Almanya’yı arıyor.

Belediye Başkanımız Burcu Köksal’ı.

Gözaltına aldılar, kurtar Başkanım’ diyor o arayan kişi.

Aslında bir Gazimizin yakını için aranıyor Belediye Başkanımız.

Başkanımızda yemekteki olay yüzünden, Şehit Ailesinin gözaltına alındığını sanıyor.

Çünkü o esnada Şehit Ailesi de o karakolda.

Belediye Başkanımızın hangi konudan dolayı arandığını da söyleyelim...

Emniyet Ekiplerinin trafik kontrollerinde alkollü bir sürücü yakalanıyor.

O alkollü sürücü, hakkında gerekli işlemlerin yapılması için Milli Birlik Karakoluna götürülüyor.

Alkollü sürücü, Gazi yakını...

Karakola götürülen o.

Belediye Başkanımızı işte bu konudan dolayı arıyorlar ama, anlatanın hatasından dolayı yanlış anlaşılıyor.

İşin aslı Belediye Başkanımız Burcu Köksal, İl Emniyet Müdürümüz Ahmet Birtan Erol’u aradığında ortaya çıkıyor.

*

*

*

Kolu dövmeli sarhoş...

Olayların yaşandığı salonda bir kişi dikkat çekiyor.

Kolunda dövme var...

Leş gibi alkol kokuyor.

Yanında çakmak çaksanız, alev alacak adeta.

Ramazan mübarek gün zil zurna sarhoş nerdeyse.

Neyse fazla kurcalamayalım.

İsmail Başkan anlamıştır sanırım.

* * *

Valimizin sözlerini iyi anlamak lazım...

Valimiz Kübra Güran Yiğitbaşı, o gün yapılan Dernek ziyaretinde Şehit Alileri ve Gazilerimize hitaben bir konuşma yaptı.

Önemli vurgulamalarda bulundu konuşmasında Valimiz.

O konuşmayı da kısaca aktaralım...

-        Bizler sizleri çok seviyoruz.

-        Rabbim fitneye fesata kıskançlık çıkararak bu ülkeyi bölmeye çalışanlara fırsat vermesin.

-        Bu vatanı hiç kimseye böldürtmeyeceğiz.

Ülkenin birliğini bozmaya yönelik girişimlere karşı güçlü duracağız. 

Ama Aramızdaki sevgiyi saygıyı fitne fesat sokarak bozmasına yıpratmasına izin vermeyeceğiz.

Bunun altını çizerek buradan vurgulamak istiyorum.

-        Daha güçlü dünyada söz sahibi bir ülke için canla başla çalışacağız gayret edeceğiz.

-        Kimin ne dediğine bakmadan biz gayretle çalışmaya devam edeceğiz.

-        Allah yar ve yardımcımız olsun.

-        Hepinizin ellerinizden öpüyorum.

* * *

Günün Sözü

Taşa tohum ekilmez...